“Deniz memelileri saygıyı ve korunmayı hak ediyorlar. Onların sirk hayvanları gibi kullanılmalarına ve ticari amaçla sergilenmelerine tüm kalbimle karşıyım.”

“Marine mammals deserve protection and respect. I am sincerely against their use as circus animals and therefore am against commercial exhibits of live marine mammals.” Jacques Cousteau


*FLIPPER’I KURTARMAK*

SAVING FLIPPER

Flipper… beyaz perdeden doğan bir efsane... Gösteri yunuslarının duayeni... Onun adını taşıyan 1963 tarihli sinema filmi ve ‘64 yapımı meşhur televizyon dizisiyle bütün dünyada gözler yunuslara çevrildi.

‘Flipper’ – a legend born on the silver screen. A hero who helped humans out of danger...

..and entertained them with his tricks.

Flipper, sıradışı bir yunustu. Doğal hayatı korumak, ya da insanları kurtarmak için bir kahraman gibi ortaya çıkardı. Onun sayesinde ya da onun yüzünden diyelim, insanlar yunuslara hep daha yakın olmak istedi. Dünyanın dört bir yanında, birbiri ardına yunus gösteri merkezleri açıldı. Bir filmden, milyar dolarlık bir endüstri doğmuştu.

When ‘Flipper’ first hit our screens in 1964, a global love-affair began. Dolphin shows opened up worldwide, the ‘healing powers’ of dolphins were explored- and a multi-million dollar industry was born...

Yet the true cost of our dolphin obsession was yet to be seen.

Yunuslarla yüzmek de, bir anda bütün dünyada insanların ortak rüyası oldu. Ben de rüyamı, bundan birkaç yıl önce Bodrum’da gerçekleştirdim.. Flipper’ım, yaralarına ve bedeninin zayıflığına rağmen, benimle yüzerken gülümsüyordu. Belli ki yorgun düşmüştü ama mutluluk rüyamı gerçekleştirmek için var gücüyle çalışıyordu.

Swimming with dolphins consistently tops ‘things to do before you die’ lists. Yet it’s unlikely that ‘swimming with a human’ would top this dolphin’s list. Clearly weak and with several wounds from carrying humans, he is typical of the many dolphins working in this business.

*******İngilizce Röportaj*********** (Female with the yellow bikinis)

*******İngilizce Röportaj***********(Male with cap)

*******İngilizce Röportaj***********(Female with the yellow bikinis)

*******İngilizce Röportaj***********(Female with dark hair)


Ölmeden önce en çok yapmak istediğim şeyi gerçekleştirirken, kendimi yunusun yerine koydum. Ve onun gözünden bakınca, madalyonun bir de diğer yüzü olduğunu fark ettim.

With prices ranging from 150 to 200 dollars, swimming with dolphins has become big business. And our relationship with dolphins has become one of exploitation..

*ÖZGÜR: Yunusları biz çok seviyoruz, hem mitolojilere kadar konu olmuş insana dost ilişkileri var hem o yüzden, hem de o silinmez gülümsemeleri yüzünden çok seviyoruz. Aslında bu çok sevgiden dolayı zarar gören hayvanların başında geliyor belki de yunuslar ve hatta ben şöyle de düşünüyorum; somurtamamalarının bedelini ödüyorlar.

We adore the dolphins. For their friendship stories with man that reaches through mythology and for their indelible smile. Perhaps they are the very animals that suffer from our love. In a way, they pay the price of not being able to frown.

*Prof Gönül: Ben zaten yunus gösterisini falan izlerken de biraz tedirgin oluyorum. Yunuslar niye beni eğlendirmekle görevlendirilmiş olsun? Kendi istekleri dışında diye düşünüyorum açıkçası.

I feel uncomfortable even when I encounter a dolphin show. I wonder why should the dolphins be charged with keeping me entertained against their will?

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, insanlarla yüzmeleri ya da gösteri yapmaları için havuzlarda tutsak edilmiş yunuslar var. Onlar artık denizi, ancak atlama çemberinden geçmek için sıçradıklarında görebiliyorlar.

All around the world dolphins are kept captive and used to entertain crowds. The only chance they have to see the sea, is by catching a glimpse of it as they jump through hoops.

Bugün birçok deniz memelisi de yunuslarla aynı kaderi paylaşıyor. Sergilemeye zorlandıkları bu “numaralar”, aslında onların dünyasında hiçbir anlam ifade etmiyor. İzleyenlerinse deniz memelilerine dair ne kadar doğru fikir sahibi oldukları tartışmaya açık.

Today, many other marine mammals share the dolphin’s fate... And shows like this one, have led to confusion about the natural behaviours of marine mammals.

*Çocuk röpleri.. :

-N’oldu bakayım burada? Hepiniz niye ıslandınız böyle?
-Yunus ordan atladı, balonu salladı, bizim üstümüze de su geldi.
- Daha önce hiç yunus görmüş müydün?
- Gördüm.
- Nerede gördün?
- Bir keresinde gemiyle geziyorduk denizde gördüm.

Interview with children:
- What happened here? Why are you all wet?
– The dolphin jumped, shook the balloon and water splashed on us.
– Have you ever seen a dolphin before?
- Yes, I’ve seen.
– Where?
– At the sea, when we were on a ferry

- Yunuslar atlarken üstüm ıslandı.
- Kızdın mı?
- Kızmadım.
- Kızmadın?Yunusları seviyor musun?
- Seviyorum.
- Neden seviyorsun söyle bakalım?
- Çünkü tatlılar.
- Çok şirinler ve de çok güzel hareketleri var.

- When the dolphins jumped, I got wet.
- Did you get angry?
- No.
- Do you love dolphins?
- Yes.
– Tell me why you love them.
– Because they are so sweet
– They are so cute and can do funny tricks

Bazı çocuklarsa yunuslara farklı gözlerle bakıyor. Onların yaşları küçük, dertleriyse bir o kadar büyük. Otizm, down sendromu, serebral palsi, bedensel ve zihinsel engeller… Yunuslar gerçekten bu hastalıkların ilacı olabilir mi?

For other children the dolphin means more than entertainment. These children face challenges like autism, down syndrome, cerebral palsy, and physical and mental disability… and they’ve all turned to the increasingly popular ‘dolphin therapy’ for help.

Çocuk-Aile

- Haydi gidiyoruz. “Bye bye” de.
- Hoşça kal.
- Haydi güle güle.
- Mehmet Ağabeyine sarıl.

- Let’s go. Say bye bye.
- Bye bye.
- Bye bye.
-Hold on to him.

* DR. Murat: Mesela Dr. Nathanson ne yapmış? Bir grup engelli çocuğu yunuslarla yüzdürmüş, yunus terapi calışması yapmış. Bir grubuna da yapmamış. Ve her iki grubu sonra kıyaslamış, karşılastırmış aradaki fark ne diye. Yunus terapi hizmeti alan çocukların öğrenme süreçlerinin 2 ila 10 kat hızlandığını ve bu etkinin 1 yıl sürdüğünü matematiksel olarak göstermiş.

Dr.Nathanson took two groups of disabled kids and performed DAT (dolphin assisted therapy) on only one group. He made this group swim with dolphins.
Then he compared both groups and showed mathematically that the group which received the dolphin therapy showed an increase in their learning process of up to 2-10 times. And this recovery lasted a year.


* Natali: Geçen yıl buraya davranış ve gelişim bozukluğu olan 6 çocuk getirdik. Hepsi intihar eğilimliydi. Aradan 1 yıl geçti ve bugün 5’i yeniden hayata bağlandı. Okullarında birinciler, hayatlarıyla ilgili hedefleri var, artık ölmek istemiyorlar. İyileştiler. Bence Flipper gibi yunuslar terapisttir. Onlar terapist yunuslar cünkü umursanmamış, kötü muamele görmüş, cinsel tacize uğramış çocuklarda endorfini tetikliyorlar. Bu çocuklara yeniden neşe veriyorlar. Bu da, onlara hayatın acıdan ibaret olmadığını, neşenin, zevkin de olduğunu göstermek açısında önemli. Bana göre, evet, yunuslar kötü muameleye ve tacize ugramış çocuklara yardımcı oluyor.

Last year we brought here 6 kids with behavioural and developmental anomalies. All had suicidal tendencies. Now, 5 of them grab hold of life. They are top students in their schools, they have future plans.They no longer want to die. They recovered. Dolphins trigger endorphin production in neglected, mistreated and sexually abused kids. I believe dolphins like Flipper are therapists. They bring these kids back to life and this is very important since it shows them that life is not made up of pain, there is joy as well. So, yes I think dolphins help mistreated and abused kids.


* Dr. Kemaloğlu: Bakıyorsunuz insanlara, fuhuşa, uyuşturucuya, silaha dünyanın paralarını yatırırlar. Her türlü kötülüğün gelismesi icin her türlü masrafı yaparlar sonra da yunus terapisi icin oturan bir bedele pahalı diye engellemeye çalışırlar. Anlatabiliyor muyum? Halbuki bu dünyada şiddet var ve bu şiddetten örselenmiş çok sayıda yaralanmış insan var ve bunlar çalışma, yaşama kapasitelerini kaybediyor bu insanlar. Bu insanlar icin de en faydalı terapi tekniği şu anda yunus terapisi.

You look around, you see people spend a lot of money on drugs, prostitution, arms. They would spend anything that would flourish malignancy. And then they would try to impede dolphin therapy saying it is expensive. Whereas there is violence in this world and there are so many people suffering. These people lose their will to live. DAT seems to be the most beneficial practice for them.

RÖP:
- Bugün 7. seans olacak.
- Öyle mi? 7. Seans. Peki başladığından bu 7 seans içerisinde bir ilerleme gördünüz mü?
- Bize göre henüz yok ama Murat Bey diyor ki biraz beklemeniz gerekiyor diyor. onlara göre var diyorlar bize göre henüz yok

- Today it’s gonna be the 7th session.
- Really? Did you see any improvements?
- According to us, there is none but Dr. Murat says we need to wait. He says there is improvement but for us there is no improvement yet.

* Mehtap: Chris’te gece işemeleri var ama bu ürolojik kökenli bir problem değil, psikolojik kökenli bir problem. Az önce Natali’nin yani eğitmeninin benimle paylaştığı durum… 3 gündür Antalya’dalar , 3 gecedir hiç altına kaçırma problemi yaşamamış.


Chris has enuresis but it isn’t an urological problem, rather psychological. Just a while ago his tutor told me Chris did not pee himself in the last 3 days, since they have arrived in Antalya.

Yunus terapisiyle ilgili bilimsel çalışmalar olsa da, bu tedavi yönteminin etkinliği ve etiği hala tartışmalı.

Though there’s some scientific research behind dolphin therapy, the effectiveness and the ethics of the treatment have repeatedly been questioned.

* OZGUR: Diyorlar ki eğer engelli insanlar hastalıklarına çare buluyorlarsa neden olmasın. Burada o yüzden birkaç farklı noktaya değinmek lazım. Birincisi aslında böyle bir bilimsel kanıt ne yazık ki yok. Yani bu yunus terapisinin gercekten bir terapi yöntemi olduğu, hastaları iyilestirdiği, tedavi etttiği, uzun süre iyilestirdiği gibi hiçbir kanıt yok.

Some people say “ if disabled people are healed with dolphin therapy what’s the problem?” Unfortunately, there is no scientific evidence that proves DAT works. There is no evidence that it is a real therapy, that it heals people and provides a long-term improvement in patients.

*Prof. Gönül hanım: Biz uzmanlar 3 nedenden dolayı su anda yunus terapisini önermiyoruz. Bir, bir kere biraz riskli tabii çocuk yunuslarla yüzecek, yaralanma riski var, mikrop kapma riski var. 2.si belki de en önemlisi etkisiz bir yöntem icin paralar harcanıyor, ve umut bağlanıyor. 3.sü de aslında yunuslarla ilgili bir konu. Yunusları bu iş için kullanmamız, tutsak etmemiz ne derece doğru?

We, specialists currently don’t suggest DAT for 3 reasons. Firstly, it is risky since there is an interaction that could result in injury or disease transmission. Secondly, large sums of money and hope are invested in an ineffective method. Finally, is it right to capture and exploit dolphins for this?

RÖP: -
Ben kendi doktorum tavsiye etmeden kendim gidiyorum önce.
-İçiniz rahat ediyor değil mi gittikten sonra?
-Yani en azından denedim de yani sonuç alamadım diyom. Denememis olursam tabii ki ileride vicdan azabı çekebilirim, niye götürmedim, belki iyi olurdu.

- Before my doctor recommended it, I sought alternative solutions on my own.
– Do you feel relieved by doing so?
-Yes, at least I say “ I tried and didn’t get a result” If I never tried perhaps in the future I could feel guilty thinking I didn’t do my best.

* Prof: Eğer yayınlanmış, etkinlik bulgusu yoksa bir uygulama ile ilgili ve buna rağmen para karşılığında bu iş yapılıyorsa burada bir sömürüden şüphe edilmeli diye düşünüyorum.

If there is no published scientific evidence about a practice and yet it is still being implemented in return of money then we can suspect an exploitation.

Serebral Palsi yanında genetik bir rahatsızlığı olan Berrak da şifayı yunuslarda aradı. Terapiden 1 yıl sonra, sonuçları yakından görmek için onu evinde ziyaret ediyoruz.

Berrak suffers from cerebral palsy and a genetic disorder. Her mother paid for her to have dolphin therapy a year ago. And is now convinced its been a success.

* Belgin Kahyalı: Berrak dizlerini itemiyordu, boşalıyordu dizleri sürekli ayakta duramıyordu tam anlamıyla ama o birbuçuk ay içinde yapılan fizik tedavi çalışmasına mı çok hızlı cevap verdi bilmiyorum. Birdenbire çocuk hani ben ayakkabılarımı giyerken onu yine hissettim. Ayakkabılarımı giyerken ben tek başıma Berrak kucağımdayken giyemezdim. Berrak’ı yere koyup, Berrak “haydi sen durmaya çaliş, it dizlerini filan” derdim. O gün dedim hani durmaya basladı. İtmeye başladı bana dayanarak. Bunu hiç yapamazdı Berrak. Dizlerini itmeye başlaması ve üst gövde kontrolünün daha da artması, bunlar benim icin çok büyük gelişmeler aslında. Dediğim gibi bunlar da çok minimal gibi gözüküyor, çok somut gibi değil ama biz bunlar için yıllarca mücadele ettiğimiz için bize büyük gelişmeler gibi gozüküyor, ki öyle de zaten. Yani Berrak icin gelişmeleri oldu hem ruhsal hem fiziksel gelişmeleri oldu. Mutluluğunu halen yaşıyor. Halen oraya gitme ümidiyle de yaşıyor.

Berrak couldn’t push her knees. She couldn’t stand properly. I am not sure if she responded quickly to the 1.5 month long physiotherapy but one day, all of a sudden she managed to push her knees. She stood up leaning against me. She seemed to control her upper body better. She pushed her knees. These are little but important improvements for me. Since we fought many years to see such improvements, it seems to be a big accomplishment. So, Berrak benefited from DAT both physically and mentally. She still remembers the happiness and lives with the hope of going back.

Bu çocukların aileleri, umutlardan güç alıyor. Anne Belgin Kahyalı da, beklediği sihirli dokunuş yunuslardan gelmeyince, yeni bir umudun peşine düşmüş… Bu kez Berrak’ı Amerika’ya götürmeyi planlıyor.

But when the dolphin therapy fails to cure Berrak, her mother finds new hope in another alternative treatment in the USA.


* RÖP: Çocuk yürüyemiyor ama buradan 10 günlük terapinin sonunda yürüyerek çıkacak . Buna garanti veremem. Ama gözümle gördüğüm çocuk adım atmaya istekli oldu ve 1 adım atabildi. Desteksiz 2 adım atmayı başardı ya da desteksiz ayakta durmayı başardı. Buna sahsen tanık oldum. Bunun altına imzamı atarım ama hiçbir aileye, hiçbir engelli bireye sen yürüyemiyorsun ama terapiden sonra yürüyeceksin diyemem


We treated a child who couldn’t walk. After a ten day therapy he walked away. I can’t guarantee this every time but what I saw with my own eyes is that the kid was motivated to take a step and managed to do it. Without support he managed to take 2 steps and stand up. I witnessed this, I can sign my name for this case but I cannot say to any family or to any disabled person “ you cannot walk now but you will, after the therapy”


Terapiden sonra kalıcı olan tek şey, yunusların Berrak’ta hoş bir anı bıraktığı...

The dolphins provide children with many happy memories, but for most, there is no other lasting impact.

Hangisi senin balığındı? Alişya mı? Evet orada Alişya ile yüzüyordun değil mi? Abiler ablalar da sana yardım ediyorlardı. Bu sene inşallah kendin tutarsın yüzgecinden kendi başına yüzersin.

Which one was your fish? Alisha? Yes, you swam with Alisha there, right? Your trainers were helping you. Hopefully this year you can manage to hold on to its fin and swim on your own.

Engelli ya da sağlıklı yunusların insanlar üzerinde yarattığı etki, anlık bir mutluluk.. Bu mutluluğun kalıcı mı yoksa geçici mi olduğu ise, ne kadar umudunuz olduğuna bağlı.

The effect of the dolphins on healthy or disabled children is momentary happiness. How long that happiness continues, comes down to how much hope..and money their parents have.

RÖP:
- Biraz acımasızca geldi ama böyle aileler işte ümit peşinde koştuğu için çocuklarımız konuşsun diye.
- Acımasızca derken hangi yönü acımasız geldi?
- Mesela işte bunu izledik, yunus gösterisi olduğunu falan söylüyor. Onlar birazcık eziyet gibi geldi onları kosullandırmak çünkü yunuslar doğal şartlarda daha rahat hareket ettiği için. Evet.
- Burada biraz özgürlükleri kısıtlanmış gibi oluyor.
- Evet, evet. Doğayı seven biri olduğum için birazcık üzüldüm ama.

-This seems a little bit cruel to the dolphins. But we hope our kids will gain their health in return.
- What part of it seemed cruel to you?
- To condition the animals like this. It seemed like a torture. Because they act more freely in the wild.
- Here you think their freedom is constrained?
- Yes and since I love nature I felt sad.

RÖP: Yunuslar çok şirin hayvanlar, yunuslarla yüzmek son derece eğlenceli. Dolayısıyla bir de başka pek bir şeyden yararlanamamış bir çocuk, aile yatırım yapıyor, para harcıyor. Dolayısıyla işe yaramasını mı bekler, ister, ise yaramamasını mı? Bu subjektif değerlendirmeleri mutlaka devre dışı bırakarak birşeyin etkili olup olmadığını değerlendirmek zorundayız. Sadece yunus terapisi değil. Otizmle ilgili onlarca yüzlerce, marka uygulamalar var ve bu marka uygulamaların çoğuyla ilgili bilimsel bulgu göremeyiz. Ne görebiliriz? İşte bir anne diyor ki, benim çocuğumda çok işe yaradı. Bir uzman diyor ki, ben bir hastama uyguladım çok işe yaradı. Bu bilimsel değil.

Dolphins are so cute, it’s fun to swim with them. Especially when the patient did not benefit from much else and the family invested money, would they expect this to work or not? When evaluating whether a practice is effective or not, we must, by all means, eliminate such subjective assesments. Not just dolphin therapy, there are tens and hundreds of brand mark practices for autism for most of which there is no scientific finding. So what is there? One mom saying it worked for her kid, one doctor saying it worked for his patient. This is not scientific.

Yunusların, fiziksel, zihinsel ya da psikolojik sorunları olan kişilere özel bir ilgiyle yaklaştığı düşünülüyor. Oysa onların gözü, hep balık kovalarında.

It is believed that dolphins have a special interest in physically and mentally disabled people. But the reality is that their eyes are always on the fish bucket.

Foklar, balinalar, yunuslar... Onlar denizin krallarıydı. Bugünse dünyanın dört bir yanındaki yunus gösteri ve tedavi merkezlerinin esirleri. Onlarla birlikte yüzebilir, fotoğraf çektirebilir ya da onları besleyebilirsiniz. Çünkü onlar artık deniz sirklerinin seyirlik eğlencesi.

Sea lions, whales and dolphins - once kings of the sea - are now slaves to the global dolphin business. You can swim with them, feed them and even have your photograph taken with them.

Doğadan koparılan bir yunusun eğitimi, uzun bir süreç. Onlara bu zorlu numaraları öğretmenin tek yolu var: açlıkla terbiye.

And there is only one way to teach complicated tricks to a dolphin captured from the wild: starvation.

*ÖZGÜR: Yunuslar doğada balıkların peşinden koşarak, hatta işte yankı yardımıyla yön bulma dediğimiz o sonar sistemleri kullanarak avlanan avcı türlerken birden tutsaklık ortamında ölü balık yemeye alışmakla karşı karşıya kalıyorlar. Zaten bu çok zor bir süreç. Yani o balıkları hemen kabul etmeyebiliyorlar. O şekilde yayınlar var bunlardan sözeden. Ve bunun da ertesinde, ölü balıkları kabul etmenin de dışında, ölü balık uğruna, ölü balık yiyebilmek için, aç kalmamak için bir takım davranışlar sergilemek konusunda eğitiliyorlar. Aslında bu gösteri merkezlerine, yunusla yüzmeye neyse giden herkes buna dikkat edebilir. Yunuslar bir takım gösterileri yaptıktan sonra kesinlikle gidip eğiticisinden balık alıyor. O yüzden yani mutlular, takla atıyorlar, çok keyifliler, yüzlerinde silinmez bir gülümseme var demenin yanında aslında bunu düşünürsek bütün o yaptıklarını şartlandırmayla, yani aç kalmamak adına, sartlandırmayla yaptıklarını anlayabiliriz.

Dolphins in the wild, chase live prey. They’re predators hunting with a sonar system called echolocation. When captured, all of a sudden these fast predators face a challange of eating dead fish. This is a very difficult period. They can’t get used to eating dead fish easily. Afterwards they are trained to do some tricks for the sake of dead fish. So that they don’t starve to death. In fact whoever goes to the dolphinaria can see how the dolphins get fish from their trainers after every number. Once we note this, we will not be easily fooled by their indelible smile and consider them happy. We will understand that it’s all conditioned behaviour.

*Jose – Yunus eğitiminin püf noktaları ..
İngilizce Röportaj Jose.

Açlıkla terbiye edilen yunuslar ömürleri boyunca yemek saatlerinde gösteriye çıkmak zorundalar. Öğrendikleri hareketleri doğru yaptıkça ödüllendirilecekler. Yine ölü balıkla. Aç kalmamak için başka şansları yok. Havuzdaki yunus için bir öpücük, bir balık demek.

For the dolphins, every mealtime is a performance. If they perform well, their reward is a plate of fish. For a captive dolphin, a kiss is more than just a trick. It’s a means of survival.

* DR. Murat: Burada ekmek parası kazanıyor onlar. Nasıl siz işinizi yaparak ekmek paranızı kazanıyorsanız. Bunlar da karınlarını doyurmak icin, sağlıklarını sürdürmek için kendi başlarına doğada bir mücadele vermek zorunda değiller. Burada zaten çok kolay yapabildikleri birtakım hareketleri yaptıkları zaman onların doktor bakımları da oluyor, balıkları da oluyor, av peşinde koşmak zorunda kalmıyorlar, diğer hayvanlardan mikrop kapmak zorunda kalmıyorlar. Ömürleri daha uzun oluyor.

They are earning their living here just as you are, doing your job. They do not have to struggle in the wild hunting and trying to survive. When they perform some tricks they can easily do, they get healthcare and fed in return. They do not face the risk of disease transmission from other animals. They have a longer lifespan.


Burada kurallar kesin. Karşılıksız hiçbir şey yok. Bir balık daha isteyen, biraz daha çalışmak zorunda.

Here, the rules are clear. Nothing is complimentary. The only way to earn more fish is to work harder.

Her şeye rağmen yunuslar hep gülümsüyor. Siz söyleyin başka şansları var mı?

Despite all this, dolphins are always smiling. Yet the dolphin’s smile may be nature’s greatest illusion.

*Özgür: Yunuslar her zaman mutlu görünüyor, çünkü yüzlerinde silinmez bir gülümseme var. O silinmez gülümsemeye hepimiz kanıyoruz, mutlu olduklarını düşünüyoruz. Aslında sunu hatırlatmamız gerekiyor kendimize. Yunuslar öldüğünde de gülümsüyor.

Dolphins always seem happy because they have an indelible smile. We are all fooled and think they are happy. In fact; dolphins smile while they’re dying too.

Flipper da ölürken gülümsüyordu. Parlak bir televizyon yıldızı olmak uğruna ömrünü tutsak geçirmeye dayanamamıştı. Ve bir gün, eğitmeni Richard O’Barry’nin kollarında intihar etti. Flipper efsanesini herkes ezberlemişti. Oysa Flipper’ın sonunu kimse bilmedi.

Flipper, the veteran of show dolphins, was no exception to this rule. His trainer Richard O Barry once explained how, after a life in captivity, Flipper committed suicide in his arms. With dolphins controlling their own breathing, suicide is a growing phenomenon amongst those in captivity.

Yunusların gülen yüzlerinin ardındaki trajedi, Japon karasularında başlıyor. Yunus sürülerinin milyonlarca yıllık göç yolu, Japonya’nın güneyindeki Taiji’den geçiyor.

To truly understand the journey of a dolphin in captivity, we have to see where it begins.. The migratory path of the dolphins passes through Taiji, in southern Japan.

Japon balıkçı filoları, 400 yıldır burada yunusların yolunu kesiyor. Denize soktukları dev metal çubuklara çekiçlerle vurarak, sualtında dayanılmaz bir ses duvarı oluşturuyorlar. Sesten kaçmaya çalışan yunuslar panik içinde kıyıya doğru yüzüyor. Balıkçılarsa, küçük bir koyda sıkıştırdıkları sürünün kaderini, gerdikleri ağlarla mühürlüyor.

Dolphins have been captured here for 400 years. Fishing fleets dip huge metal rods into the sea and strike them with hammers. A wall of underwater noise is created and the dolphins swim to the coast in panic, where fisherman wait to seal them off in the bay with nets.

Kapana kısılan yunuslar, bitkin düşene kadar panik içinde çırpınıyor. Bazıları daha o anda kalp krizinden, şoktan ya da travmadan boğuluyor.

The trapped dolphins thrash about in panic until they become exhausted. Some will drown at this point from a heart attack, shock or trauma.

Korkuyla birbirlerine sokulan yunuslar arasından, alınan siparişe uygun olanlar belirleniyor. 300 kadar hayvanın tuzağa düşürüldüğü bugünkü av, yalnızca 12 yunusluk özel bir siparişi karşılamak için. Seçilenler, denizden ve çok bağlı oldukları ailelerinden koparılıp bir gösteri merkezine gönderilecek.

This hunt trapped 300 dolphins, yet the goal was to capture just 12. It’s a live animal market and trainers come from far and wide to choose dolphins whose size, gender and age match those of the dolphins in their shows. The chosen dolphins will then be shipped worldwide...however hard they try to escape.

Koyda adeta bir canlı hayvan pazarı kuruluyor. Eğitmenler, gösteri merkezlerinin sipariş ettiği boyda, yaşta ve cinsiyetteki yunusları seçiyorlar. Seçilen yunusların “şanslı” olduklarını söylemek zor.



Özgür: Travma yaratan bir tür kovalama sonucu denizlerden çıkarılıyorlar, koparılıyorlar ailelerinden. Ve yunuslar çok sosyaller. Çok sosyal oldukları icin belki de ömür boyu iletisim kurdukları hayvanlardan, arkadaşlarından ayrılıyorlar. Bunun şoku yüzünden zaten çok yüksek bir ölüm yüzdesi var. Hem yakalanma sırasında hem de hemen sonrasında, izleyen günlerde.

They are snatched from the seas, separated from their families by a traumatic chase. Dolphins are very social and they end up being taken away from their fellow animals with whom they perhaps would interact their whole lives. The mortality rate is very high, not only during the capture but also afterwards.

Özgür: Tutsak bir yunusu yakalandıktan sonra da aşırı zorluklar içeren bir yolculuk bekliyor. Ya kamyonlarla, ya da biyolojilerine tamamen farklı bir ortamda, uçarak uzun mesafeler katedebiliyorlar. Ve tüm bu olaylar sırasında suyun dışında oldukları için iç organlarının ezilmesi, zedelenmesi gibi risklerle karşı karşıyalar. Aşırı ısınma gibi sorunlar yasayabiliyorlar. Ve herşeyin ötesinde büyük bir stres yaşıyorlar. Çok zeki oldukları için de bu stresten çok etkileniyorlar.

A very tough journey awaits a captured dolphin. They are transported over long distances either by trucks or by planes. Since they are kept out of the water, they face collapsing and damaging their internal organs or overheating. Above all, they suffer a great stress. Since they are very intelligent stress affects them a lot.

Sürek avında tuzağa düşürülen sürüdeki anne yunuslar son ana kadar yavrularından ayrılmazlar. Bir anne yunus sipariş şartlarına uygunsa, eğitmenler onu yavrusundan zorla ayırır. Tekne yedeğine alınan bu anne, bir gösteri merkezinde tutsak olacağı yeni yaşama sürüklenmekte. Bebeğiyse yıldız olmak için daha çok küçük.

Dolphins find it very difficult to abandon their children. And traders must separate them by force. The mother dolphin strapped to this boat is being taken away to a life in captivity but her baby is too young to become a star.

Onların gülen yüzleri, sevimlikleri ya da zekaları artık para etmiyor. İnsanoğlu için değerli görülen tek varlıkları bedenleri. Mezbahadaki sonlarına doğru yola çıkıyorlar.

And for the dolphins who aren’t selected...it’s the slaughterhouse. The only value they now possess is as meat and they’ll be sold to rural areas of Japan, where dolphin is still a popular dish.

RÖP: Ayaka Eskiden hep şov amaçlı, zaten eskiden böyle dolfinaryum, akvaryum diye bir şey yoktu. Eskiden insanlar tüketim amacı ile yani etini, yağını, kemiğini her sey, yakalıyorlardı. Şimdi yavaş yavaş bu business ortaya gelince, Daha çok para kazanmak için yakalayıp yurtdışına da gönderiyorlar. Tabi Japonya’nın içinde bir sürü dolfinaryum var. Oralara da gönderiyorlar. Öyle para kazanıyorlar. Mesela Japonya daha fakirken onlar protein, kaynak olarak çok yemişler balina etini. Hem yunus etini, balina etini. Şimdi ben düşünüyorum ki, artık onlar daha, yunusların eti daha çok, nasıl diyelim kirlendi ve yunus eti yiyen insan o kadar az ki. Yani bu artık bizde de o kadar önemli değil.


There weren’t any dolphinarium or aquariums in the old days. People used to hunt dolphins for their meat, fat, bones. Now that the dolphinaria business has grown, people hunt dolphins to sell them abroad for money. They also supply dolphins for dolphinaria in Japan. When Japan was a poor country, whale and dolphin meat were consumed. But now their meat is highly contaminated. Less people eat dolphin meat now. So today the dolphin meat is not as valuable as it used to be.

Sadece Japonya’da, her yıl 20 binden fazla yunus bu şekilde katlediliyor. Bu katliamların tek gerekçesi var: Yunus gösterilerinden akan sıcak para...

In Japan alone, more than 20 thousand dolphins a year are brutally slaughtered during the capture process. These fisherman say they’ll continue to do so:


RÖP: BALIKÇILAR.. Akvaryumlardan yunus talebi geliyor. Bizim av iznimiz var, sürek avına çıkıyoruz. Yunus sürüsüne rastlarsak yakalıyoruz


We receive requests for dolphins from aquariums. We have permission to hunt them. If we come across a dolphin group we catch them.

Yunusları her zaman sevdikleri ve koruduklarına inanılan yunus eğitmenleri onların ölüm kalım kararını bizzat alıyor.

Trainers are seen as the people who love and care for captive dolphins, but here they decide which ones will live and which will die.

RÖP: Akvaryumlardan gelen para canlı sürek avına devam etmemizin sebebi. Akvaryumlar için yunus sağlamanın başka yolu yok zaten.

The reason for us to continue the hunting is the money coming from the aquariums. There is no other way to supply dolphins to aquariums.

Bu kanlı çark, yeni açılan yunus gösteri merkezlerinin yarattığı taleple her yıl büyüyor. Yakalanan tek bir canlı yunus için biçilen değer 28.000 dolardan 154.000 dolara kadar çıkıyor. Faturalar, Türkiye’deki merkezlerin de siparişleriyle bu katliama ortak olduğunun ispatı. Kısacası bugün Türkiye'de izlediğiniz yunus, belki de Taiji’de yavrusundan koparılan anne yunustu.

With the opening of each new dolphinarium, the need for new dolphins grows. The price for a dolphin ranges from 30 000 to 150.000 US dollars- a price high enough to finance this annual massacre.

Ve belki de, yarın başka bir yavru yunus sizin bilet paranızla annesinden koparılacak.

And kept high by popular demand.

Yunusların gülen yüzleri, acı dolu geçmişlerini maskeliyor. Yaşadıkları travmanın izleriyse bedenlerinde ve zihinlerinde açıkca goruluyor. Bugün dünyada 200’ün üzerinde gösteri merkezinde, binlerce yunus çalıştırılıyor.

Though the signs of trauma can be traced on the dolphins’ bodies, throughout the world today, thousands of dolphins are still held captive in more than 200 dolphinaria.

Türkiye’deki yunus gösteri merkezlerinin sayısı 12’ye ulaştı. Bu yaklaşık 50 yunus işbaşında demek. Yunus tedariği, ciddi rakamların telaffuz edildiği bir pazar haline geldi. Öyle ki, bu pazarın baskısı sonucu, 2006 yılında Türk karasularında bir ilk gerçekleşti. Gösteri merkezlerinin talebi ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın izniyle, Türk karasularında ilk kez canlı yunus yakalandı. Bu hayvanların hepsi, Dünya Koruma Örgütü’nün “hassas” olarak sınıflandırdığı Akdeniz popülasyonundan koparıldı..

Money talks and it’s not just Japan that has looked the other way in order to profit from the dolphin market. In 2006 the Ministry of Agriculture and Rural Affairs permitted the capture of dolphins in Turkish coastal waters for the first time. Even though all of the dolphins were from populations considered vulnerable.

RÖP: Bayram Öztürk CITES diye bir anlaşma var. Dünyadaki bu CITES sözleşmesini imzalamayanlar veya bundan kaçınanlar, bunun bir meta olarak satılması mümkün oluyor. Bu böyle. Bakanlığın haklı olduğu bir yer var, onlar diyorlar ki, biz eğer bizim sularda izin vermezsek nereden alcaksınız? Ukrayna. CITES’ i imzalamadi, gidip Ukrayna’dan alacak. Diyelim Japonya çok pahalı geldi. Ukrayna’dan alacak. Her bir hayvan Ukrayna’da nereden baksan 100 bin dolar. Fiyatını söyleyeyim size, tek bir yunusun fiyatı 100 bin dolar. Diyor ki 100 bin doları Ukrayna’ya vereceğinize, para burada kalsın ve bizim sulardan avlansın. Bunun da sınırını, şeyini sabit tutalım. Miktarını az tutalım, ekonomiye katkisi olsun

For the nations that did not sign the CITES convention, dolphins could be sold as a commodity. There is a point where our Ministry is right. They say “if we do not allow capture of dolphins from our waters where will they get them from?”. They would buy them from Ukraine. Because Japanese dolphins are very expensive. Ukraine is not a signatory to CITES. A single dolphin costs 100 000 USD. They say instead of paying 100 000 USD to Ukraine let’s capture a limited number of dolphins from our waters and save money.

RÖP: Bayram: Bern sözleşmesinin bir istisnai maddesi var. Orada diyor ki: sınırlı miktarda ve bilimsel amaçla, bilimsel kontrol olmak kaydıyla, bir miktar hayvan denizden alınabilir diyor. Yani yasal olarak bu mümkün. Bizim Bakanlık ne yaptı? _ Bakanlık da diyor ki: ben bu maddeyi işleteceğim. Niçin işleteceğim? Çünkü siz geliyorsunuz ve diyorsunuz ki ben Antalya da yunus şov yapacağım çünkü Moskova’da gördüm, New York’ta gördüm, işte başka ülkelerde gördüm. Bununla para kazanılabilir. Bununla ben turist getireceğim. A öyle mi, peki. O zaman nasil yapacağız? Şu maddeyi işletelim. Peki işletin. Üniversitelerden uzmanlar çağıracaklar. Bizi 3 defa çağırdılar, biz hiçbirine gitmedik. Şunun için gitmedik; bu isin doğru yapılacağına inanmıyorduk da onun için gitmedik. Esasen doğru da yapamadılar. Bandırma’da bir hayvan yakalamaya kalktılar ama hayvan öldü. Bunun raporları var bende. Bizde hepimizde var. Bakanlıkta bile yok. İkincisi dediler ki, sınırlı miktarda. Ne yapacağız? Sınırlı olsun. Kaç tane? 30 tane. Niye 30 tane, 330 değil? Veya niye 3 değil de 30?

According to an article of exception in the Bern convention, a limited number of animals might be captured provided that there is a scientific control. It’s legally possible. People apply to the Ministry saying they want to open up a dolphinarium in Antalya just like the ones in New York, Moskow etc… claiming they will bring in tourists and support economy. So what did our Ministry do? Decided to follow the article of exception. They called us 3 times to help them with this procedure but we refused to take part since we believed it wouldn’t be done properly. And that’s what happened, they tried to capture a dolphin in Bandırma and it died. Also they allowed a limited number of dolphins. How many? 30. Why 30 but not 330 or 3?

Hayvanseverlerin kaygıları, yalnızca yunusların yakalanma koşullarıyla ilgili değil. Tutuldukları havuzlarda mutlu, rahat ve sağlıklı olup olmadıkları da endişe kaynağı.

Such exceptions have opened up a can of worms, allowing for even endangered dolphins to be captured. But brutal as it may be, the hunt is just the start of a dolphin’s suffering. Whether or not the dolphins are comfortable and healthy in their captive environment is also a growing concern.

RÖP. Hüseyin: Gösteri merkezinde, tabi ki insanlarin seyircilerin gördüğü kısmında, şov merkezinde, şov havuzunda yunuslar çok keyif alıyormuş gibi görünüyor. Hayatlarından mutluymuş gibi görünebilirler. Fakat bunun bir de arka planı var. Normalde geceyi geçirmesi veya şov dışında zamanını geçirmesi için şov merkezindeki daha ufak yapıda olusturulmuş havuzlarda barındırılıyorlar bireysel olarak. Bazen toplu halde de barındırılabiliyorlar. Ama bu havuzlarda normal davranışları göstermeleri daha da kısıtlanmış oluyor. Kesinlikle bir egzersiz yapamıyorlar yüzme işlemlerini yeterince yerine getiremiyorlar. Aynı, sirklerde oldugu gibi, karasal hayvanlarda oluşturulan sirklerde olduğu gibi deniz memelilerinde de bu tarz sirkler oluşturuluyor ve kesinlikle ve kesinlikle davranış problemleri yakın zamanda gösterebiliyorlar. Normalde beton zeminde normal davranışlarını gösteremedikleri gibi ekolokasyonla iletişim de kuramıyorlar. Sonar sistemlerini kullanıp bir cismi, bir nesneyi algılayamıyorlar yani normal davranışlarını aslında gösteremiyorlar. Bu da onlar için tabi ki çok büyük bir stres kaynağı.

In the shows dolphins indeed may seem happy but there is also a backstage. After the shows or at nights dolphins are kept isolated or together in smaller pools where they’re further constrained. They can’t exercise, swim properly and portray a normal range of behaviour. Just like in circuses. They also can’t communicate with echolocation in pools with concrete bottoms. They can’t detect an object using their sonar system and this is a great source of stress.

Yunus gösteri havuzları için belirlenmiş standartlar var. Ancak önemli olan, bu standartların bakım havuzlarında da uygulanması. Çünkü tutsak yunuslar, şov dışındaki zamanlarının çoğunu, bu dar alanlarda geçiyor.

Whilst there are certain standards in place for dolphinaria, they don’t apply to the maintenance pools, where dolphins spend most of their time.


RÖP: ÖZGÜR Yunusların bakımı, yunusların kaldığı alanın büyüklüğü, kimi zaman yunuslar yalnız kalmak istediklerinde gittikleri ayrı bir bölme var, o bölmenin olup olmaması da olabilir ya da genel olarak, mesela terapi merkezlerinin hangi kişilerle bu terapiyi zaten yapmaya calıştıkları gibi bir çok konuda standart göremiyosunuz ve bunlar bu konular şeffaf da değiller. Biz istediğimiz zaman örnegin; hangi yunus hangi tesise geldi, kac yunus vardı, oldü mü, acaba bir salınma olayı oldu mu? Bunları bilemiyoruz, bunlar kaygı verici. Çünkü ülkemiz özelinden gidersek ülkemize Japonya’dan yani bize, bizim sularımıza ait olmayan bir sulardan yunuslar getirildi. Eğer ki bu yunuslar bir şekilde denetimli ya da denetimsiz ama belki kurallara tam olarak uyulmadan salındığı durumda bizim yaban popülasyonlarımız icin bir genetik kirlilik söz konusu olabilir. Yabanci patojenlerle karşılasmaları söz konusu olabilir. O yüzden bu standart eksikliği aslında hem hayvan sağlığı, hayvan haklarını ilgilendiren konularla ilgili hem de sonuç olarak yaban hayatını ilgilendiren noktalara kadar varabilen bir tehlike skalası çiziyor.


The set standards do not cover each corner of dolphinaria. Can the dolphins rest on their own, who practices dolphin therapy, how well educated is the staff? These topics are never transparent. We are not informed about which dolphins came to which facility, how many dolphins were there, did any die, were any released? This raises concern. For instance we imported dolphins from Japan. If these dolphins would be released, with or without inspection neglecting the release guidelines, this could lead to genetic pollution in our local populations. They could be under the risk of exotic patogens. Lack of standards pose a serious danger from animal welfare to wildlife conservation.


Şu bir gerçek ki; en mükemmel tesis bile okyanusun yerini tutamaz. Ve en iyi eğitmen dahi, bir anne yunusun yavrusuna olan özlemini gideremez!

And the supply of dolphins has to keep coming- because despite living to 45 in the wild, over half of all dolphins in captivity die at just 7 years old. Deaths from capture shock, pneumonia, chlorine-poisoning, and other stress-related illnesses are all accepted as routine operating expenses.

RÖP: Bayram Öztürk. Çok büyük bir talep var çünkü Avrupa’da bu terapiden tutun da, kekemelikten,işte altina çiş yapan çocuklara kadar büyük bir sıra var. Yani büyük müşteri var deyim yerindeyse ve bu müşterinin bir şekilde Türkiye gibi yerlere gitmesi lazım. Bu işi yapan İsrail de vardı. İsrail’de baskılara, Eliat’taydı onlarınki. Eliat’takini kapattılar baskılara dayanamadılar. Mısır’da var, Ukrayna’lılar calıstırıyor Mısır’da. Bir de Türkiye’de var. Yani Türkiye’deki bu business, bu ticaret daha yeni gelisen, böyle palazlanmış bir ticaret değil ama çabuk gelişen dolayısıyla çok da çabuk dejenere olması mümkün olan bir ticaret.

There is a great demand for dolphin therapy throughout Europe. Patients suffer from stuttering to enuresis are all directed to countries like Turkey. There was a facility in Israel, Eilat. But it eventually got closed down due to questioning. There is a centre in Eygpt run by Ukrainians. In Turkey this business is still growing. But it can disappear overnight .

Şov dünyasının yıldızı olan şişe burunlu yunuslar, tıpkı bir insan gibi aynada kendisini tanıyabiliyor. Üstün zekaları ve duygusal yapılarıyla da bize benziyorlar. Onların karınlarını doyurmaktan öte psikolojik ihtiyaçları olduğunu da unutmamak gerek.

The stars of every show, the Bottlenose dolphins, can recognize themselves in the mirror just like humans. They are highly intelligent and have physiological as well as pscychological needs.

RÖP: Bayram Öztürk: Buradaki sorun ağırlıklı olarak insanların, ister terapi deyin,ister yunuslarla yüzme deyin, ister şov deyin, ne dersiniz deyin, ister hepsinin karışımı deyin. Türkiye’de artik böyle bir ticari faaliyet var. Ve bu faaliyetlerin para cinsinden değeri ise 30-35 milyon dolar. Artık böyle bir ticaretle Türkiye’de tanışmak zorundayız. Böyle bir ticaret var. Bunun temelleri de oluşuyor. O zaman bunun standartlarını koymamız lazım. Bunlara yok diyemeyiz ama diyeceğiz ki, bunun standartlarını uluslararası hale getirin. Bu Hollanda’da nasıl yapılıyorsa, Fransa’da nasılsa, öteki akvaryumlarda dünyada Tokyo’da Yokohama’da nasılsa burada da aynısı olsun diyeceğiz. Standartları yüksek tutun diyeceğiz. Burada görev bize düşüyor. Yani Türklerin, bizim içimizden, siz ne yapıyorsunuz, siz hangi standartları oluşturdunuz? Siz bunu nasıl yapıyorsunuz, kaç hayvan öldü, zatürreden ölen hayvan var mı, açlıktan ölen hayvan var mı? Getirdiğiniz hayvanlar kaç kiloydu şimdi kaç kilo, yaşları ne, boyları ne diye bizim, yani STKların bununla ilgili çevreci kurumların, bununla ilgili üniversitelerin, bununla ilgili çevre bilinci oluşmus insanlarin sorması lazım. Yoksa Japon satar, sattıktan sonra karışmaz. Parasını aldıktan sonra artık mal sizin.

Be it swim-with, show or therapy we need to accept that there is such a business in Turkey now and this business is worth 30-35 million USD. The wheels have started to turn. We cannot pretend it doesn’t exist. Instead we have to make sure it has universal standards. We have to demand universal standards for dolphinaria. It’s the same in the Netherlands, France, Tokyo etc. This is our task. We should be questioning the standards. How many animals died from pneumonia, starvation? Did they lose or gain weight? How old are they, what are their sizes? Universities, relevant NGOs and citizens with awareness for nature must investigate these questions. Or else Japanese hunters will sell what they can and leave the rest.


Herkes yunuslara, kendi çıkarının merceğinden bakıyor. Gösteri endüstrisi için, her yunus altın yumurtlayan bir tavuk. Balıkçılar içinse, kökleri kurutulacak birer rakip. Aynı ava göz diken yunuslar ve balıkçı arasındaki rekabette, kaybeden hep yunuslar oldu.


Not everyone sees the dolphin in the same way. For the dolphinaria, every dolphin is a cash opportunity. For the fisherman, the dolphin is a rival to be wiped out. And in the competition between dolphins and fisherman, the dolphins always lose.

YAZI
Yunusun kuyruğuna kim beton bağlar? / Who would torture a dolphin like this?

* Mustafa Aydemir: Bütün yunuslar kutsal hayvan kabul edilirdi ve yunusu öldürmenin cezası eski çağlarda ölümdü. Biliyorsunuz bizim de kendi menkıbelerimizde Yunus Peygamber’i de kurtaran, onu karaya çıkaran bir yunustur, dolayısıyla geçmişte yunusa çok büyük bir saygı var idi. Ama yakın zamanda, Cumhuriyet tarihimizde müthiş bir yunus kıyımı yaşandı bu ülkede. Özellikle Karadenizli gemicilerimiz, gırgırcılarımız balıkçılarımız bu konuda bir kampanya başlattılar. İşte bu yunuslar bizim hamsilerimizi yiyor kampanyası başlattılar. O zamanki iktidarda bulunan hükümetimiz insanları da buna inandı ve elleriyle dom dom kurşunu dağıttı bu gırgırcılara ve yunus katliamı Karadeniz’den başlayarak bütün Marmara’yı bütün Ege’yi ve Akdeniz’i sardı.

In ancient times dolphins were regarded as sacred and the punishment for killing a dolphin was death. In our epics too, The Prophet Jonah is saved by a dolphin. Therefore dolphins were greatly respected in the past but in our recent history there was a big dolphin massacre. Especially the fishermen and trawlers from the Black Sea region initiated a campaign against dolphins claiming they are eating up the anchovy. The government back then, believed them and distributed bullets to these fishermen, triggering a massacre of dolphins which eventually reached Marmara and Aegean Sea and the whole Mediterrenean.

Yunus katliamlarıyla ticari yunus gösterilerini birbirine bağlayan ilişkiler ağını ve sevgimizin yol açtığı felaketler dizisini bana bir yunus anlattı. Eskiden özgürce dolaştığı denizde bugün hapis tutulan bir yunustu o. Onun gibi binlercesi, bugün tutsak oldukları sularda, insanların kulaklarına özgürlük özlemlerini fısıldıyor.

Our love for dolphins, just like our perception of them as a pest, has led to a series of tragedies. And though it’s not uncommon for show dolphins like Flipper, to commit suicide to end their suffering, many still see dolphin shows as the answer to dolphin abuse.

RÖP: Pınar hanım: Bizler burada onlara olabildiğince düzgün, sistemli beslenme ve sağlık açısından olabildikçe güzel bir ortam sağlıyoruz. Dolayısıyla yunuslar evcil mi vahşi mi diye sorduğunuzda bana göre tabi ki herkes, canlıların bile kendine göre vahşi olduğu yerler var ama eğitildiği takdirde tabi ki bizlerden bile çok daha evcil ve çok daha duygusallar.


Here we feed them regulary and systematically. We provide them with the best environment possible for their health. The question is whether dolphins are wild animals or pets. In my opinion everyone, all organisms are wild at certain situations but once trained, dolphins are surely more tame and emotional than us.

* Mustafa Aydemir: Dolfinlandlarda biz çocuklarımıza yunusları sevdireceğiz. Onların ne kadar akıllı, ne kadar yetenekli hayvanlar olduğunu göstereceğiz. Hatta ben onların bir şovlarını da izleme fırsatı buldum. Sualtının dışında su üstünde. Mesela bana basket topunu verseniz ben atamam. Havuzun içerisinden dışarıdaki bir basket potasına, hiç hata yapmadan her defasında basketi geçirdiler. Böyle bir yetenek olamaz. Ondan sonra o trapezlerden, çemberlerden atladılar ve birlikte senkronize hareket edebildiler. Ve her türlü emri, her türlü iletiyi, her türlü iletişimi kurabildiler. Bu müthis birsey. Yani çocuklarımız eğer bizim yunusları tanıyabilirse, yunusların canavar değil, onların ne kadar akıllı ve bizden yaratıklardan olduğunu anlayabilirse, ki dolphinlandlarda olacak bu. Biz yunusları halkımıza sevdirebiliriz. Gençligimize, yeni kuşaklara sevdirebiliriz.


Dolphinaria will make our kids love dolphins, show how intelligent and talented they are. I had a chance to see one of their performances. Give me a basketball and I wouldn’t be able to score. They managed to do it without a flaw. Such a talent. They also jumped through the hoops and moved in sync. They could process each signal. That’s amazing. So if our kids learn about dolphins, learn that they are not monsters, but are intelligent animals resembling us we can then make everybody love them.

İnsanoğlu ayılara dans etmeyi öğretti, kaplanları ateş çemberlerinden atlattı. Bugün sahnede yunuslar var.


Mankind has taught bears how to dance, made tigers jump through hoops of fire. Today it’s the dolphins who take centre-stage.

RÖP: Jose… captivity is captivity… (İNGİLİZCE)

Yunuslar derin denizlerde yavrularıyla özgürce oynayacaklarına, güneş altındaki klorlu sularda, biz onlarla oynuyoruz.. Tıpkı tatilde eğlenip, sonra da kenara atacağımız bir deniz bisikleti gibi…

Dolphins who used to play together in vast open seas, now amuse humans in chlorine-bleached waters. And when the holiday is over, the dolphins are forgotten.

RÖP: Bayram Öztürk: Son 10 yılda Avrupa’da yakalayarak dolfinaryuma hayvan koymuyorlar. Ne yapıyorlar? Eğer hayvan kendisi doğurursa o hayvanı tutup, o hayvanı büyütüp veya yaralı ya da yetim hayvanları bulunursa bu yetim hayvanları tedavi ettikten sonra oraya koymak mümkün olabiliyor ama en doğrusu ve onların yeni AB’nin düzeni içinde, eğer hayvan doğmuşsa o hayvan onun içine koyuluyor. Dışarıdan hayvan getirtmiyorlar. O tabi, bu bir bilinçlenme meselesi. Avrupa toplumunun kabul etmemesi meselesi. Bunlar diyorlar ki bu bir “slave trade”dir, esir ticaretidir ve biz Avrupa’da esir ticareti görmek istemiyoruz.

In the past 10 years they haven’t put any wild caught dolphin into European dolphinaria. If there are dolphins born in captivity, they keep them or they rehabilitate and keep the wounded or orphaned dolphins. The best practice within the EU though, is to keep captive borns but not to bring any other dolphins into captivity. This is an issue of awareness. European society considers anything else to be a slave trade. They do not want to see slave trade in Europe.

Belki de asıl sorun, insanın sevdiği her şeye sahip olmak istemesi ve kendini evrenin bir parçası değil, onun hakimi olarak görmesi. Oysa doğadaki yerimizi yunuslardan öğrenmenin şimdi tam zamanı.

Whilst more and more countries are regulating dolphin capture, dolphin shows are still booming- and countries like Japan, the largest consumer of sushi in the world, continue to blame the dolphin for the world’s fish-shortages.

RÖP: Ayaka: İnsanlardan önce yunuslar vardı. Onlar hep denizde balık yiyerek yani ekosistemin icinde yaşıyorlardı. Şimdi insanlar sonra geldi ve ekosistem bozuldu. Bozuldu haydi balık yok, yani yunuslar hep yiyorlar diye yunusa karşı bu kadar tepki göstermek bana göre çok yanlış geliyor biz hep birlikte sağlıklı ekosistemin içinde yaşamak zorundayız.

Dolphins were here before man. They were praying on the fish, were part of the ecosystem. Then came man and the ecosystem began to deteriorate. I find it very wrong to overreact saying “there is no fish left, dolphins have eaten them all up” We have to learn to live together in a healthy ecosystem.

Yunuslar, kimileri için rakip, kimileri için iş ortağı, kimileri içinse sevimli bir balık. Oysa onlar, özgür ruhlu birer memeli.. tıpkı bizim gibi..

Whether we see them as rivals, business opportunites, or just performing attractions, dolphins have become tragic victims of our whims.

Bir an için izleyici koltuğundan kalkıp, tutsak yunusların gözlerinden havuz duvarlarına bakın. Yunuslar gülümsüyor, peki ya siz?

Looking through the dolphin’s eyes, even though the glass of this tank, our world comes into sharper focus. The mammals famed for saving humans, have found us to be their biggest threat.

© 2013 Journeyman Pictures
Journeyman Pictures Ltd. 4-6 High Street, Thames Ditton, Surrey, KT7 0RY, United Kingdom
Email: info@journeyman.tv

This site uses cookies. By continuing to use this site you are agreeing to our use of cookies. For more info see our Cookies Policy